Bahçeli, çok sert sözlerle eleştirdi!

Bahçeli, çok sert sözlerle eleştirdi!

MHP Genel Başkanı Bahçeli "Başbakan ya anlama özürlüdür ya da kasten sözlerimizi çarpıtmaktadır. Başbakan ya IŞİD taraftarıdır, ya IŞİD sevdalısıdır, ya da acizdir, terör karşısında diz çökmüş müflis bir siyasetçidir." dedi.


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin su alan bir gemi gibi dibe gittiğini, yokuş aşağı inerken freni patlayan bir kamyon gibi kontrolsüz olduğunu savundu. Türkiye'nin hayati çıkarlarının, tarihi ve kültürel haklarının hiçbir dönemde olmadığı kadar tartışılıp tehdit altında bulunduğu bir süreçten geçildiğini iddia eden Bahçeli, şöyle devam etti:


"Başbakan, hangi ülkenin siyasi sorumluluğunu taşıdığını unutmuştur. Başbakan, kim olduğunu, yetki ve iradeyi kimden aldığını yabana atmıştır. Peşinen ifade edeyim ki Türkiye'nin en ciddi sorun ve açmazı, 17-25 Recep Tayyip Erdoğan'dır. Türk milletinin en büyük talihsizliği, Türk tarihinin en tahammül edilemez kör noktası küresel cinayet ve ölüm projesine tıpış tıpış Eşbaşkanlık yapan bu şahıstır. Artık hiç kuşkumuz kalmamıştır, AKP hükümeti, yıkıma, bölünmeye ve düşmanlığa memur edilmiş şer yuvasıdır. AKP hükümeti, milli tezleri havaya uçurmaya, milli hasletleri yok etmeye, Türkiye'nin kapısına kilit vurmaya görevlendirilmiş batı hayranı, bölücülük meraklısı, fitne mihveri bir menfaat oluşumudur."


"IŞİD, aynı zamanda Türkiye'ye saldırmıştır"


Türkiye'nin Musul Başkonsolosluğunda 49 kişinin rehin alınması sırasında çatışma yaşanmamasını "manidar" olarak nitelendiren Bahçeli, "Anlaşıldığı kadarıyla, AKP'den Musul'a giden emir de bu yöndedir" dedi. Diplomatik İlişkiler Hakkındaki Viyana Sözleşmesi'ne göre, Türkiye'nin Musul Başkonsolosluğunun dokunulmazlığı olduğuna dikkati çeken Bahçeli, uluslararası hukuka göre, konsolosluğun bulunduğu alanın Türkiye toprakları olduğunu vurguladı. Bahçeli, şunları söyledi:


"Yani IŞİD, aynı zamanda Türkiye'ye saldırmıştır. Yani IŞİD, vatan topraklarına kast etmiştir. Bunun yanında Türk Bayrağı'nı alçakça indirmiştir. Sayın Başbakan, soruyorum sana, bunlar senin için bir anlam ifade ediyor mu? Bayrak inmiş, vatan işgal edilmiş, insanımız rehin düşmüş, bunlar sana bir şeyi çağrıştırıyor mu? Sayın Erdoğan, sana diyorum, sana sesleniyorum, iradeni kime ipotek ettirdin, vicdanını kime devrettin, siyasetini kimlere peşkeş çektin? Musul düşerken, Türkmenlerin kanı sel gibi akarken sen para mı sayıyordun, para mı sıfırlıyordun, evladının bir türlü anlamadığı lisanla rüşveti mi gizliyordun? Hayret ediyoruz ki dünyayı kurtarma tantanası altında villayı parayla, cebini haramla dolduran aslan parçası Recep Tayyip Erdoğan'dan IŞİD'e en ufak bir tepki gelmemiş, haysiyetli bir itiraz yükselmemiştir. Başbakan, Obama'dan medet beklemiş, fakat yüz bulamayınca Irak dosyası koltuğunda dolaşan Başkan Yardımcısından telefon trafiğiyle icazet ummuştur. Türkiye'nin toprakları işgal edilmiş, bayrağı tıpkı Diyarbakır'daki gibi indirilmiş, insanları rehin alınmıştır; ne var ki Başbakan muhalefete nasıl kara çalarım, nasıl yüklenirim, nasıl iftira atarım derdindedir. Bu ne utanmazlık, bu ne kendini bilmezliktir?"


"Başbakan ya IŞİD taraftarıdır, ya IŞİD sevdalısıdır"


IŞİD'in Türkiye'ye kafa tuttuğunu, Türkiye ile aracılar vasıtasıyla pazarlık yapmanın peşinde olduğunu öne süren Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:


"Başbakan bunlara kafa yormak yerine, bizim IŞİD'i tahrik ettiğimizi yüzsüzce iddia etmektedir. Başlıbaşına tahrik ve provokasyon olan bu terör örgütünün bizim tarafımızdan kışkırtıldığını söyleyebilmek için bir insanının gizli IŞİD militanı, gizli IŞİD sempatizanı olması yeterlidir. Başbakan'ın bu akılsız ve ahlaksız sözlerinin bizim nezdimizde hiçbir karşılığı yoktur. Sayın Başbakan, namertliğin yakana yapışmasını istemiyorsan, nemelazımcılığın alnına kazınmasını dilemiyorsan; sindiğin delikten çık, masaya yumruğunu vur, dosdoğru bir şekilde IŞİD'e terörist diyecek sağlam duruşu göster. İşte fırsat, sana hodri meydan. Türk devleti ona buna pabuç bırakmaz, bırakamaz. Şu an IŞİD'in elindeki Türk vatandaşlarımızı kurtarmak AKP'nin siyasi şeref ve namus borcudur. Başbakan ilk olarak; sayıları 80'e varan Türk vatandaşını sağ olarak ya kurtaracak ya da kurtaracaktır; bunun başka bir yolu yoktur. İkinci olarak, Türkiye'ye meydan okumanın bedelini IŞİD'e ödetecek, bölgesel sahadaki oldubittilere, meşru sınırlar dahilinde izin ve fırsat vermeyecektir. Üçüncü olarak, Türkiye'nin milli varlık ve güvenliğinin komşu coğrafyaların toprak ve insan bütünlüğünden geçtiğini hesaba katarak; Irak ve Suriye'nin bölünmesine hiçbir şart altında rıza göstermeyecektir. Dördüncü olarak da Türkmenlerin ve Türkmeneli'nin feryadına tarihi ve kültürel bağlar kapsamında kulak tıkamayacak, üç maymunu oynamayacaktır. Biz Başbakan'a bir haftadır korkma, tehditlere aldırma dedik. Biz Başbakan'a bir haftadır, dirayetli ve cesur olursan, milli bekamızı savunursan Türk milletinin hükümetini yalnız bırakmayacağını, desteğini esirgemeyeceğini söyledik. Ve askeri müdahale öncelikli olmak üzere, tüm seçeneklerin planlanıp etap etap icrasını tavsiye ettik. Peki, Başbakan bize ne dedi? 'Bunların dünyadan haberi yok' dedi. Rehin alınan vatandaşlarımızın başına bir şey geldiği zaman bunu neyle izah edeceğimizi, neyle izah edeceklerini sordu, bu suallerle kendisini avuttu. Başbakan ya anlama özürlüdür ya da kasten sözlerimizi çarpıtmaktadır. Başbakan ya IŞİD taraftarıdır, ya IŞİD sevdalısıdır, ya da acizdir, terör karşısında diz çökmüş müflis bir siyasetçidir."


"IŞİD, Musul civarında survivor yarışması düzenlemiştir de biz mi kaçırdık?"


"Güçlü bir devlet, kudretli bir ülke, kararlı ve milli bir hükümet eli silahlı teröristlerden insaf beklemez, keyfine göre hareket etmez. Gerekirse Musul'u ve mücavir alanları havadan ve karadan ablukaya alır, oradaki iki tugayımızı harekete geçirir; hem vatandaşlarımızı hem de Türkmenleri ölüm kapanından çekip çıkarır. Sayın Erdoğan, çok iyi öğren ki, tereyağından kıl çekmek işte budur" diyen Bahçeli, Ortadoğu'da ricayla, minnetle, yalvar yakarla, aman dilenmekle hiçbir yere varılamayacağını, hiçbir kötü ve hain niyetin üstesinden gelinemeyeceğini söyledi. 


"Türkmenler'in ve Türkmeneli'nin arkasında durulmalı"


Birleşmiş Milletler'in, Irak'taki gelişmeleri ilk gündem olarak ele alması, teröristlerle mücadelede uluslararası karar ve ilkelere göre hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, Türkiye'nin içeriden bölündüğünü, dışarıdan kuşatıldığını savundu. Irak'ın toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi ve savunulması gerektiğini bildiren Bahçeli, şunları söyledi:


"Türkmenler'in ve Türkmeneli'nin arkasında durulmalı, şuna buna yem edilmemelidir. AKP hükümeti, Türkmenler'in hak ve hukukunu teminat altına almak amacıyla Musul başta olmak üzere, Türkmeneli'nin imdat çağrısını karşılıksız bırakmamalıdır. Türk askeri bugünler için vardır. Türk milleti her şartta kollarını açacak, soydaşlarını kanlı çarktan kurtaracaktır. Şimdi söz ve hareket sırası Başbakan Erdoğan ve hükümetindedir. Başbakan çok önem arz eden önerilerimizi dikkate alıp milli sorumluluğun gereğini yaparsa alkışlarız, iftihar ederiz. Yok, yapamazsa MHP'nin, Türkmeneli'nin ve Türkmenler'in tertemiz elleri hem bu dünyada hem de mahşerde Başbakan'ın yakasına yapışacaktır."


"Uzlaşma arayışlarımız meyvesini vermiştir"


Bahçeli, 16 Mayıs'tan beri çok yoğun temas ve ziyaretlerde bulunduklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:


"Sonunda uzlaşma arayışlarımız meyvesini vermiştir. Dün, CHP'nin Sayın Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları partimize bir aday teklifiyle gelmişlerdir. CHP'nin önerisi bizi memnun etmiş, uzlaşmaya dayalı sorumlu siyaset anlayışı umutlandırmıştır. MHP, bu teklifi benimsemiş, makul ve yerinde bulmuştur. Son derece olumlu geçen görüşmenin ardından 12.Cumhurbaşkanı Adayı olarak Sayın Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun ismi üzerinden mutabakat sağladığımızı tekraren ifade etmek isterim. Daha evvel görüştüğümüz siyasi partilerimizin bu gelişmeye sıcak yaklaşacaklarını ümit ediyoruz. Bu sonuç. MHP-CHP ittifakından ziyade, siyasetin ve toplumsal kesimlerin geniş bir yelpazede buluşmasıyla şekillenen demokratik bir kararın tezahürü olacaktır. Sayın İhsanoğlu'nun adaylığı; farklı toplumsal kesimlerin, değişik siyasi aktörlerin fikir birliğiyle, kurulan diyaloglarla, çok derinlikli sürdürülen görüşmelerle somutlaşmış olup milletimizin eseridir. Herhangi bir siyasi bunalıma düşmeden, çalkantı ve kör dövüşüne kapı aralamadan Cumhurbaşkanı Seçimi'nin olgunluk ve yüksek katılımla gerçekleşmesi en samimi dileğimizdir. Öncelikle bilgili, birikimli bu saygın ismin adaylığının milletimize, devletimize ve Türk demokrasisine hayırlı olmasını Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum. Siyasetteki bu uzlaşma ve anlaşma çabasının gelecek için umut verdiğini özellikle belirtmeyi yararlı görüyorum. Sayın İhsanoğlu son derece mütevazı, alicenap ve çelebi ruhlu bir bilim insanı olarak temayüz etmiş, bölgesel ve küresel meseleleri çok yakından bilen yetişmiş ve donanımlı bir değerimizdir. 10 yıla yakın sürdürdüğü İslam İşbirliği Kalkınma Teşkilatı Genel Sekreterliği görevinde çok başarılı olmuş ve milletimizi layıkıyla temsil etmiştir. Sayın İhsanoğlu'nun bugüne kadar siyasetle organik bir bağının olmadığı, milletine ve devletine uluslararası görevlerde ve üniversitede hizmet ettiği hepimizin malumudur. Ortadoğu ve İslam ülkelerini çok iyi tanıyan, bu alanda uzmanlaşan Sayın İhsanoğlu'nun; bölgesel sorunların inanılmaz oranda fazlalaştığı bir dönemde Cumhurbaşkanı olması Türkiye için bir şans olup hepimizi sevindirecektir. 12.Cumhurbaşkanı Adayımızın mutabakata dayalı olarak belirlenmesi demokrasi kültürümüzü olduğu kadar milli birlik ve kardeşliğimizi de güçlendirecektir. İhsanoğlu'nun adaylığının tekrar hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Cenab-ı Allah Türk milletinin yar ve yardımcısı olsun diyorum."


(AA)

Güncelleme Tarihi: 17 Haziran 2014, 11:33
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner63